Siyanürlü altın madenciliği halen geri bir teknoloji olup, içinde mikron ölçüsünde bolca altın bulunan kayaç ve toprakların önce çok küçük ölçülerde ufalanması ve sonra da siyanürle liç işlemine alınarak bu malzemedeki altının ayrıştırılması faaliyetidir. Altın içeren bu tür kayaçlarda aynı zamanda gümüş yanında; Arsenik, civa, kurşun gibi karsinojen özellikli ağır metaller de yoğun düzeyde yer alırlar. Ancak bu ağır metaller tuz halinde doğal ortamda bulundukları için zararsız iken, siyanür liç’inde element haline geçer ve mobilize olurlar. Artık uyuyan dev uyanmıştır ve altının, gümüşün alınmasından sonra arta kalan kayaç malzemesi çamurun çok tehlikeli bir atık olması kaçınılmazdır. Bergama-Ovacık altın madeni örneğinde bir kilogram kayaç malzemesinin içerdikleri ÇED raporuna göre; 1,2 gram Arsenik, 0,8 gram Civa, 0,8 gram Kurşun v.b. yüksek düzeylerdedir.

Siyanür liçi prosesinde altınlı kayaç kırılıp öğütülür. Öğütülmüş cevher kil veya polietilen örtüyle hemen hemen geçirimsiz (tamamen geçirimsiz değil) hale getirilmiş düzlem üzerinde yüksekliği 3-70 metre arasında değişebilen tepeler halinde yığılır ve bu yığınlar üzerine % 0.05’lik NaCN çözeltisi püskürtülür. Dünyada halen pek çok yerde uygulanan bu eski yöntemle 1 ton cevher başına 0.5-2.0 kg. NaCN tüketilir. Sodyum siyanür çözeltisi cevher yığını içindeki altını özütleyerek dibe doğru süzülür. Liç işleminin süresi bir kaç hafta ile birkaç ay arasında değişebilir.

Aktif karbonun az miktarda sıvı kullanılarak sıyrılması sonucu elde edilen konsantre altın çözeltisinden, elektroliz yoluyla ham altın kazanılır. Yığın liçi yapıldığında altını yıkanmış cevher tepeleri olduğu yerde bırakılırken karıştırmalı tanklar içinde yapılan siyanür liçinin ince çamur halindeki proses atıkları oldukları gibi veya siyanür oksidasyonundan sonra siyanür barajına gönderilir.

Bu proses sırasında veya sonrasında oluşabilecek çevresel etkileri ve zayıf noktaları sıralayacak olursak ;
1. Kil yastıkalarındaki veya jeotekstildeki çatlak, yırtılma veya delinmeler.
2. Siyanürlü çözelti veya çamur iletim hattındaki boru patlamaları.
3. Açıkta depolanan atık yığınlarının yağmurlarla yıkanarak sızıntı sularının yeraltına ulaşması.
4. Yağışlarla atık barajının taşması ya da sedde yarılması sonucu siyanürlü çözelti ve çamurların çevreye yayılması.
5. Deprem gibi afetlerle barajın yıkılması veya çatlakların oluşması
6. Siyanürün taşınması, depolanması veya iletimi sırasında oluşabilecek (trafik dahil) kazalar
7. Liç kademesinden veya atık barajından atmosfere taşınan HCN gazı veya siyanür bozunması sonucu ortaya çıkan amonyaktan nitrata kadar azot bileşiklerinin oluşturacağı çevresel yük
8. Normalde stabil halde bulunan kurşun, kadmiyum, civa vb. gibi ağır metallerin öğütme ve siyanür çözümlendirmesi sonucu mobilize olması ve biyolojik ulaşılabilirlik kazanmasıdır.
Tüm bu etkiler ve olasılıklar ışığında siyanürün ülkemize ve topraklarımıza vereceği zararlar açıktır.