+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 20 Sayfa bulundu

Konu: esma-i hüsna

  1. #1
    Hayrunnisa isimli Üye simdilik offline konumundadir Kıdemli Üye Hayrunnisa will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    161
    Tecrübe Puanı Gücü
    3

    Standart esma-i hüsna

       
    EL-ĞAFÛR


    "Affediciliği tam olan."

    "Kulların kusurlarını melaike ve ruhanîlere karşı örten."

    "Muhakkak ki, ALLAH bütün günahları bağışlar. O Gafur ve Rahim'dir." [Zümer: 39/53.]

    Bir âyet-i kerimede, mealen şöyle buyrulmuştur:

    "De ki: Ey nefislerinde israfa giren (haddi aşarak günah işlemekle nefislerine zulmeden) kullarım. ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz. Muhakkak ki, ALLAH bütün günahları bağışlar. O Gafur ve Rahîm'dir." [Zümer: 39/53.]

    Âyette geçen 'nefis' kelimesi,'zât' mânâsına gelir ve insana emanet olarak verilen bütün organları, duyguları, hissiyatı, akıl ve kalbi içine alır.

    Nur Külliyatında şöyle bir cümle geçer:

    "En kıymetdar âletleri, en kıymetsiz şeylerde sarfedip nefsine zulmettin." [Sözler.]

    Aklını yanlış fikirlerle meşgul eden, kalbine bâtıl sevgileri yerleştiren, gözüyle harama bakan, diliyle yalan söyleyen, kısacası kendisine emanet verilen bütün o kıymetli aietleri ve duygulan, yanlış yolda kullanan insanlar 'nefislerinde israfa girmiş’ kullardırlar. Bu âyet-i kerime ile, insanların böyle bir israftan sakınmaları gereğine işaret edilmiş ve şeytana uyarak böyle bîr hataya düşmeleri halinde de ümitsizliğe kapılmayarak, ALLAH'ın mağfiretine sığınmaları ders verilmiştir.


    Her ikisi de 'affedicilik' mânâsını ifade eden Gaffar ismiyle Gafur ismi arasındaki ince farkı, İmam Gazâlî Hazretleri şöyle açıklar:

    "Gaffar, tekrar tekrar affeden demektir. Gafur ise, affediciliği tam olup, afv ve mağfiretin en ileri derecesinde bulunan mânâsına gelir."

    Bu iki isimden kulun alacağı nasip, iki maddede özetlenebilir:

    İnsan nefis ve şeytana uyarak bir günah işlediğinde, derhal tövbe etmeli ve ümitsizliğe düşmemek için ALLAH'ın Gafur olduğunu hatırlamalıdır.

    Kulun bu isimden alacağı diğer nasip ise, mü'minlerin hatalarını örtmesi, başkalarına anlatmaması ve onları bağışlamasıdır.

    İnsan, kendi cüz'î izzetine karşı işlenen küçük hataları affedebilmelidir ki, sonsuz izzet ve azamet sahibi olan ALLAH'a karşı işlediği isyanların affını dilemeye yüzü olabilsin.
    [Prof. Dr. Alaaddin Başar, Esmâ-i Hüsna ALLAH'ın Güzel İsimleri, Zafer Yayınları, İstanbul, 2001: 94-95]

  2. #2
    Hayrunnisa isimli Üye simdilik offline konumundadir Kıdemli Üye Hayrunnisa will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    161
    Tecrübe Puanı Gücü
    3

    Standart esma-i hüsna

    EL-AZİM


    "Pek azametli."

    "Hem zâtı hem de sıfatlan sonsuz kemâlde olan."

    “Büyüklüğü akıl ve fehmin ihatasından münezzeh bulunan.”

    "Göklerde ve yerde olanlar O'nundur. O, Aliyy'dir (yücedir), Azîm'dir." [Şürâ: 42/4.]

    Azîm ismi, hem zâtın hem de sıfatların kemâline birlikte delalet eder. Azamette, heybet ve celâl mânâsı vardır.

    Kur'ân'dan bir sûre okuduğumuzda bu tilavetimizi 'sadakALLAHü'1-Azîm' diye sona erdiririz; "Azîm olan ALLAH doğruyu ifade etti, hakikati ders verdi" deriz. Böylece Kur'ân'ın da azametini hatırlar, "bütün insanlar ve cinler, toplansa bir tek sûresinin bile mislini getiremeyeceğini" düşünür, onun belagatındaki azamete hayran oluruz.

    Azîm olan ALLAH'ın kelamı taklide müsaade etmez. Bu hakikat, kâinat kitabı için de geçerlidir. Onun da ne sûrelerini, ne cümlelerini, ne de kelimelerini beşer taklit edememiştir ve edemez de. Bir çiçekteki ilâhî sanatın azameti, herkesi aciz ve hakir bırakır; kimse onun taklidini yapamaz.

    Azîm ismini çok yâd ettiğimiz bir mevki de rükûdur. Rükûda, 'sübhane rabbiye'1-Azîm', yani 'beni en güzel şekilde terbiye eden Rabbim, Azîmdir, bütün noksan sıfatlardan münezzehtir' demekle, insan terbiyesindeki azameti hatırlamış oluruz.

    Bu azamet karşısında eğilme ihtiyacı duyan bir ruh ve bu ihtiyaca cevap verecek şekilde yaratılmış bir beden...

    İşte, ruhun ve bedenin böyle en güzel bir şekilde terbiye edilmeleri, ancak Azîm olan ALLAH'a mahsustur.
    [Prof. Dr. Alaaddin Başar, Esmâ-i Hüsna ALLAH'ın Güzel İsimleri, Zafer Yayınları, İstanbul, 2001: 92-93.]

  3. #3
    Hayrunnisa isimli Üye simdilik offline konumundadir Kıdemli Üye Hayrunnisa will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    161
    Tecrübe Puanı Gücü
    3

    Standart esma-i hüsna

    EL-HALİM


    "Cezalandırmaya gücü yettiği halde, hemen ceza vermeyen."

    "Kullarının isyanlarına karşı, hemen öfkeye kapılmayan."

    “Şüphesiz ALLAH, Ğafur'dur, Halîm'dir." [Âl-i İmran: 3/155.]

    Hikmet dünyası olan bu âlemde, eşyayı yaratmakta'acele etmeyen, mahlukatı safha safha yaratan ALLAH, bu imtihan dünyasında küfür ve isyanlara da hemen ceza vermez. Kudreti yettiği halde, bu cezayı tehir eder. Kullara böylece tövbe kapısını açar ve onlara pişmanlık fırsatı verir.

    Bu isimden kulun alacağı ders, işlediği günahlardan tövbe etmesi. Halim ismi gereği, cezasının tehir edilmesini bir fırsat bilip, ALLAH Resulünün(a.s.m.)tavsiyelerine uyarak, o günahlara kefaret olmak üzere güzel ameller işlemesidir. Bir de, ALLAH'ın Halim ve Gafur olduğunu hatırlatarak onu isyana teşvik eden nefsine, Alîm, Raklb, Hasîb ve Muntakim isimlerini hatırlatması ve böylece o nefsi yanlış yola girmekten men etmesidir.
    [Prof. Dr. Alaaddin Başar, Esmâ-i Hüsna ALLAH'ın Güzel İsimleri, Zafer Yayınları, İstanbul, 2001: 91.]

  4. #4
    Hayrunnisa isimli Üye simdilik offline konumundadir Kıdemli Üye Hayrunnisa will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    161
    Tecrübe Puanı Gücü
    3

    Standart esma-i hüsna

    EL-HABİR


    "Eşyanın hakikatlerini ve gizliliklerini bilen."

    "Batınî haberler kendisinden saklanamayan."

    "Ey iman edenler, ALLAH'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. ALLAH'tan korkun. Hiç şüphesiz ALLAH, yaptıklarınızdan haberdardır."
    [Haşr: 59/18.]

    Alîm ismiyle Habîr isminin mânâları birbirine çok yakındır. Şu var ki, Alîm ismi daha umumîdir.

    Habîr denilince, haberdar olan, ilminden bir şey saklanamayan mânâsı hatıra gelir. Yani Alîm ismi, 'gîzli-aşikâr her şeyi bilen' mânâsını ifade ederken, Habîr ismi biraz daha hususiyet arz eder ve bize göre gizli olan şeylerin O Habîr için aşikâr olduğunu ders verir. Hiçbir hadise ve hatıranın, hiçbir düşünce ve -niyetin ALLAH'tan
    gizlenemeyeceğini ifade eder.

    ALLAH'ın Habîr olduğunu bilen bir mü'min, O'nun razı olmayacağı her türlü söz, fiil ve halden uzak kalmaya çalışır. Kendi iç âleminde olup bitenlerden hiçbirinin, Latîf ve Habîr olan ALLAH'tan gizli kalamayacağını düşünür. Kalbini yanlış inançlardan, aklını bâtıl düşüncelerden, hayalini faydasız meşguliyetlerden korumaya gayret eder.

    İmam Gazâlî Hazretleri insanın,'kendi ruh dünyasında cereyan eden ve başkalarının bilemediği şeyleri vicdanen bilmesi’ cihetiyle, bu isme mazhar olduğunu söyler.
    [Prof. Dr. Alaaddin Başar, Esmâ-i Hüsna ALLAH'ın Güzel İsimleri, Zafer Yayınları, İstanbul, 2001: 89-90.]

  5. #5
    Hayrunnisa isimli Üye simdilik offline konumundadir Kıdemli Üye Hayrunnisa will become famous soon enough
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    161
    Tecrübe Puanı Gücü
    3

    Standart esma-i hüsna

    EL-LATÎF


    "En ince ve gizli işleri, bütün incelikleriyle bilen ve onlara çok kolay nüfuz eden."

    "Kullarına, sezilmez yollardan faydalar ulaştıran."

    "Lütufla muamele eden."

    “ALLAH, kullarına karşı lütuf sahibidir; dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir, Aziz'dir." [Şûra: 42/19.]

    Latîf, kelime manâsıyla, 'katı olmayan, ince, hoş ve yumuşak' mânâsına gelir. Latîf, kelimesinin, hem 'lütuf ve yardım'la, hem de letafetle yani 'kesif ve katı olmamakla ilgisi vardır.

    Bir ismi de Nur olan ALLAH'ın bütün sıfatları latiftir; zâtı da, sıfatları da maddeden münezzehtir.

    Şu âyet-i kerîme Latîf isminin bu mânâsını bize ders verir:

    "Gözler O'nu göremez, O bütün gözleri görür. O Latiftir, Habîr'dir." [En'am: 6/103.]

    "ALLAH kullarına latiftir, dilediğini nzıklandırır." [Şura: 42/19.] âyetinde Latîf, 'son derece lütufkâr olan, kullarına ince ve sezilmez yollardan ihsanlarda bulunan' mânâsındadir.

    "Yaratan bilmez olur mu? O, Latîf'tir, Habîr'dir." [Mülk: 67/14.] âyetinde ise Latîf, "en ince şeyleri kolaylıkla bilen" mânâsına gelmektedir.

    Varlık âleminde latîf varlıklar, maddî ve kesif eşyadan kat kat fazladır. İnsan ruhu ve ona bağlı ince hissiyatlar buna misal verilebilir. Midenin bir gıdayı hazmetmesiyle, aklin bir mânâyı kavraması ve" anlaması birbirinden ne kadar farklıdır! Akıldaki bu ince faaliyet Latîf olan ALLAH'ın büyük bir ihsanıdır.

    Yavrusunu kucağına alıp emziren bir annenin, kolları bebeği sardığı gibi, latîf şefkati de aynı şekilde yavrusunu her yönden kuşatır. Bu, ALLAH'ın hem o anneye, hem de yavrusuna büyük bir lütfudur.

    Letafet denilince, aklımıza hemen yumuşaklık gelir. Bir insan, başkalarına karşı ne kadar yumuşak davranır ve ne kadar lütufkâr olursa Latîf isminin feyzinden o kadar fazla nasip almış demektir.
    [Prof. Dr. Alaaddin Başar, Esmâ-i Hüsna ALLAH'ın Güzel İsimleri, Zafer Yayınları, İstanbul, 2001: 87-88.]

+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 1 2 3 ... SonuncuSonuncu

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Açamazsınız
  • Mesajlara Cevap Yazamazsınız
  • Mesajınıza Eklenti Ekleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı Düzenleyemezsiniz

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368